Ana Babaya Bakma Adabi
Ibn Abbas'dan (r.a.) rivayet edildigine göre Rasülüllah (s.a.v.) söyle buyurmustur: "Baba çocuguna bakar da çocuk onu sevindirirse, çocuga bir köleyi azat etme sevabi verilir." Denildi ki "Ya Rasülallah! üçyüz altmis defa bakarsa ne olur7" Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.): "Allahu Ekber (Allah herseyden daha büyüktür)" buyurdu. (457) Ibn Abbas'in da (r.a.): "Ana babasinin yüzüne rahmet nazariyla bakan kimseye Allah makbul bir hac sevabi yazar" dedigi rivayet edilmistir. (458) Son olarak, ana babanin çocuguna kazandirmasi gereken edep hakkinda açik bir usul ortaya koyan bir âlimin sözüne yer vermek istiyoruz: Velid b. Nümeyr, babasinin söyle dedigini duymustur: Sahabe nesli derdi ki: "Olgunluk Allah'tandir, edep ise babalardandir." (459) himden önce âlimlerden edep, terbiye ve ahlâkin ögrenilmesi hususunda babalarin çocuklara olan tavsiyesi üzerinde durmustuk. Simdi ona ilave olarak, çocugun âlimlere karsi takinacagi edep konusunu ayrica ele almak faydali olacaktir. Muhammed Nûr Süveyd |
Kocanin Karisindaki Haklari Kadinin kocasi üzerinde haklari oldugu, gibi erkeginde karisi üzerinde haklari vardir. Kocanin karisindaki haklarindan bâzilarini maddeler halinde söyle siralayabiliriz : a) Kadin, kocasini âile ve ev reisi olarak tanima si lâzimdir. Zira Hakteâla erkege su meâldeki âyeti celile ile bu hakki vermistir, "Erkekler, kadinlar üzerine hâkimdir (Âilenin reisidir) ler." (Nisa suresi, 34) Bu hükmü ilâhi geregince kadin, kocasinin mesru ve helâl olan emrine boyun egmesi ve evde tek söz sahibi kocasini tanimasi lâzimdir. Binaenaleyh namuslu ve efendisine bagli, güzel ahlakli kadin kocasini reis ve âmir olarak tanir, hak ve dogru olan her sözüne muhâlefet etmez ve kocasinin sözünü agzinda birakmaz. Bu hal ve hareketiyle âile efradinin içinde gerçek hûzuru saglayarak bütün âile bireylerinin itâat ve hürmetini saglamis olur. Fakat bâzi ahlaksiz kadinlar da görüldügü gibi; kocasini saymaz ve saygi göstermezse, iste bu kadin evin ve âile efradinin belâsi, cemiyetin zararli bir unsuru ve insanlarin mânevî hayatlarini yikan veya yikmaya sebep olan en serli ve zararli bir mikrobudur. Böyle kadinlarin kötülükleri pek çok ser'î hükümlerle beyan edilmistir. Koca, gece tanimayan kadinlar, en ahlâksiz ve edepsiz kadinlardir. Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz mübârek bir sözünde söyle buyurmuslardir : "Benden sonra erkekler üzerine (ahlâksiz) kadinlardan daha fitneci (ve bela) bir sey birakmadim." (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai Ahmed Bin Hanbel) Kocasinin, günlerce, aylarca yapmis oldugu iyilik ve masrafin en ufak bir sebepten dolayi kocasina "ne yaptin, bakmiyorsun ve sâir" sözlerle, Kocasinin gönlünü kiran kadinlar ahlâksiz kadinlardir. b) Kadin, kocasinin cinsî arzusunu tatmin etmesi için hayiz, nifas ve hastalik gibi mâzeretler olmadigi takdirde, kocasi dösegine dâvet ettigi zaman veya cinsi münasebette bulunmak istedigi zaman itâat ederek cinsî arzusunu tatmin etmesi lâzimdir. Aksi takdirde kocasinin haram yollara sapmasina sebep olabilir. Islâm dini bu hususta o kadar hükümleri muhtevidir ki, saymakla bitmez. Fakat biz bir kaç hüküm beyan etmekle iktifa edecegiz. Rasûlüllah (S.A.V.) Efendimiz bir Hadis'i Seriflerinde söyle buyuruyor : "Adam, karisini hâceti (Cinsi arzusu veya baska bir sey) için çagirdiginda, karisi tandir (ve ocak) basinda ise de (ekmek ve yemegin .yanma tehlikesi yoksa) hemen gelsin." (Tirmizi, Nesai) Bu hadisi seriften anlasilmistir ki, kadin imkan dahilinde ve her hâlü kârda kocasinin sözlerîne icâbet etmesi lâzimdir. Diger bir Hadis'i Seriflerinde söyle buyurmustur : "Kadin, kocasinin döseginden (veya davetinden) kaçarak yatarsa, sabaha kadar melekler o kadina lânet eder." (Buhari, Müslim) Hatta Islâm, kadini kocasinin bir ekin -tarlasi oldugunu, binâenaleyh cinsi münasebette bulunmak istedigin de, ekin tarlasina - enine, uzununa, dikine, yanina ve istenildigî sekilde ekin ekildigi gibi, erkek de karisinin fercine önden, arkadan, yandan temas edebilir. Ancak Büyük abdest yaptigi makatindan (dübüründen) temas etmesi haramdir. Hayiz ve nifasli olmadigi takdirde karisinin tercine istedigi sekilde istedigi zaman temas etmesi helâldir. Kur'an'i Kerimde bu gerçek temsîli olarak söyle beyan edilmistir : "Kadinlariniz sizin (evlat yetistiren) tarlanizdir. O halde tarlaniza dilediginiz gibi, gelin, Kendiniz için önden (iyi ameller) gönderin (Hayirli evlatlar) yetistirin" (Bakara suresi, 223) c) Kâdin, kocasinin izni olmadan veya rizasi olmayan evlere gitmemesi lâzimdir. Izin verdigi ve râzi oldugu kimselerin evlerine gitmesi gerekir, Yâni kocasinin iznî dahilinde disariya çikmali ve kocasinin izin verdigi yerlere gitmelidir. Hatta kadin, annesinin ve babasinin evine kocasinin izni ile gitmelidir ve kocasinin izin verdigi kimseleri (kadinlari ve yakin akrabalari) koymasi câizdir. Rasûlüllah (S.A.V.), efendimiz bir Hadis'i seriflerin de meâlen söyle buyuruyor : "Bir kadinin kocasi yaninda hazir îken (seferde, askerde ve emsali yerlerde olmayip evinde iken) kocasinin izni olmadikça (Nâfile) oruç tutmasi helâl olmaz ve kocasinin izni olmadikça, kocasinin evine (yabanci bir) kimseyi koymasi helâl olmaz." (Buhari, Müslim) Bu Hadis'i serifte birinci cümlede beyan edilen hüküm geregince, kadin, kocasinin izni olmadikça oruç tutamaz, Fakat farz olan Ramazani serif orucunu ve kazaya kalan orucunu tutar. Izni olmasa dahi tutmasi lâzimdir. Zira Allah (C.C.) ile kulun emri karsilastigi zaman Allah (C.C.)' in emri kulun emrine takdim edilir. ve edilmesi lâzimdir. d) Kadin, kocasinin, evinin, çocuklarinin, malinin muhâfizidir ve kocasi için kendi nâmusunu korumasi lâzimdir. Bu husus Kur'an'i Kerimde Söyle beyan buyurulmustur : "Erkekler kadinlar üzerine hâkimdirler (âile reisidirler.) O sebeple ki Allah onlardan kimini (Erkekleri) kiminden (kadinlardan) üstün kilmistir Birde (erkekler onlara) mallarindan infak etmektedirler iyi kadinlar itaatli olanlardir. Allah (C.C.) kendi (hak) larini (Kur'an'i Kerimde) nasil korudu, onlarda (kadinlarda) öylece göze görünmeyeni (erkegin giyabinda malini, onun ve kendinin seref ve nâmusunu ve birde ev sirlarini) koruyan (kadin) lar, iyi v. itâatli kadinlardir." (Nisa suresi, 34) Bu âyeti kerime geregince, kadin, kocasinin evinin, malinin ve çocuklarinin bekçisidir. Ayni zamanda kocasi için nâmusunu korumasi ve aralarinda geçen mâceralari ve sirlarini muhâfaza etmesi lâzimdir. Bu haller kendisinde bulunan kadinlar güzel huylu ve Allah (C.C.) in methine lâyik sâliha kadinlardir. Rasûlüllâh (S.A.V.) Efendimiz bir Hadis'i Seriflerinde söyle buyurmuslardir : " Kadin, Kocasinin evi ve çocugu üzerinde güdücü çobandir." (Buhari, Müslim) e) Kadin, kocasinin dogru ve helal olan emrine itâat etmesi ve son derece hürmet etmesi lazimdir. Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz bir Hadis'i Seriflerinde söyle buyurmustur : "Eger ben, bir (Allah'u Teâladan baska) kimseye, diger bir kimse için secde etmesini emretseydim; kadinin kocasina secde etmesini emrederdim " (Tirmizi) Kocasina son derece itaat edip o haliyle ölen kadinin fazilet ve derecesi su mealdeki Hadis'i Serifle beyan edilmistir: - "Her hangi bir (Mü'min) kadin, ölür ve kocasi da o kadindan razi olursa, (o imanli ve itâatkar kadin) Cennete girer." (Tirmizi) Kocasinin gönlünü kiran ve itaat etmeyen kadin hakkinda da çok Hadis'i Serifler mevcuttur. _ Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz bir Hadis'i Serif de meâlen buyuruyor : .. "Dünyada bir kadin, kocasina eziyet ettigi vakit: (O Kocasinin cennetteki) Hurisi, Allah (C.C.) senin belâni versin (Benim Efendime) eziyet etme, zira o (eziyet ettigin kocan) senin yaninda misafirdir. Pek yakinda senden ayrilacaktir." (Tirmizi) Yukaridan beri naklettigimiz hakikatler geregince, Müslüman olan her kadin, Allah (C.C.)'a olan vazifelerini yerine getirmekle beraber, kocasina itaat etmekle mükelleftir. Kocasinin mesru olan her türlü ihtiyaçlarini karsilamaya çalismasi, kocasinin evini beklemesi, çocuklarina bakmasi, yiyecek ve içeceklerini pisirivermesi ve evin her türlü temizlik islerini yapmasi lâzimdir. Rasulûllâh (S.A.V.) Efendimiz bir Hadis'i Serif de meâlen söyle buyuruyor : "Kadin, bes vakit namazini kilar, Ramazan ayinda orucunu tutar, nâmusunu (zinadan) muhafaza eder ve kocasina itaat ederse, Rabbisi (C.C.)'nin cennetine girer." (Ibni Hibban, Aynul Ilim, C,/,414) Bu hadis'i Serifin hükmünü kendisinde toplayan kadina ne mutlu, toplamayana da ne kadar yazik ve zavallidir. Zira fâni dünyanin çirkine dalip hakki unutmustur. Burada Mehmed Zihni merhumun "Mesahirünnisâ" adli eserinde zikri geçen su gerçegi nakletmek çok yerinde olacak : Medine'i münevvereli Esmâ (R.A.) isminde edip ve fasih olan bir kadin, diger kadinlarin temsilcisi olarak Rasulüllah (S.A.V.)'in huzûruna gelip su sözleri söylemistir : "Anam Babam sana fedâ olsun Ya Rasûlüllah (S.A.V:) Ben kadinlar tarafindan elçi olarak geldim. Hakteâla seni bütün erkek ve kadinlara Peygamber göndermistir. Biz sana ve senin Rabbina îman ettik. Lâkin biz ki, kadinlariz, sizin evlerinizde kapanip kalmis ve sehevâni ihtiyaçlarinizi karsilamaktayiz ve çocuklarinizi tasimakta bulunmusuzdur, - Siz ise, Cuma namazlari kilmak, cami ve cemâata çikmak ve hastaya gidip hal hatir sormak ve cenâzelerde bulunmak ve birde fazla defalarca haccedebilmek gibi fazîletler ile bize fâik (Üstün) olmussunuzdur. Bunlardan hepsinin eftali de, Allah (C.C.) yolunda cihaddir. Lâkin erkek kismi hacc veya Umre etmek veyahut kâfirlerle mücâhede ve muhârebe etmek üzere evinden çiktigi vakitlerde, sizin mallarinizi biz hifzeder ve iplik egirip elbiseler yapariz ve çocuklarinizi besleriz. - Simdi bu hâlde bizler o faziletlerin ecir ve hayrinda sizlere istirak edemez miyiz ?" Esmâ (R.A.)'nin bu sözü üzerine Hz. Peygamber (S.A.V.) bu sözlerin güzelligine isâret ederek söyle cevap veriyor : "Ey Kadin, Anla ve taraflarindan gelmis oldugun kadinlara da, anlat ki, kadin kisminin kocasini kendinden hosnut etmesi, o faziletlerin hepsine muâdil olur," Mustafa Uysal |
ISLÂMDA KADINLA ERKEGIN MÜSÂVLIK
CIHETLERI Bütün insanlar, yaradilis ve zahiri görünüs itibariyle güzel sûrette ve müsterek vasiflara sahip olarak yaratilmislardir. Fakat Ahsenitakvirri üzere yaratilan insan, ancak yaradana inanip ve emirlerine boyun egmekle faziletli ve üstün varlikdir. 1 - YARATILIS ITIBARIYLE ESITLIK Insan oluslari itibariyle kadinlar, erkeklerle ayni seviyededirler. "Biz hakikat insani (Bütün insanlari), en güzel bir biçim de yarattik." (Tin suresi, 41) "Ey insanlar! sizi bir tek candan yaradan, ondan da yine onun zevcesini (karisini) vücuda getiren ve ikisinden bir çok erkekler ve kadinlar türeten Rabbiniz (e karsi gelmek) den çekinin (Nisa süresi, 1) "Kadinlar Erkeklerin (Tamamlayici) parçalaridir." (Ahmed, Ebu Davut, Tirmizi) Bu hükümler, insan neslinin zâhiri yaradilislari ve varliklardan en güzel bir biçimde yaratildiklarini açik olarak beyan etmektedir. Kadin ve Erkegin gerçek degeri ise imani ve Islâm esaslarina baglanmalarindadir. Mustafa |
Kadinin Kocasindaki Haklari
|
Eslerin Birbirinin Kiymetini Bilmeleri Evli çiftlerin ömür boyu mutlu olmalari için gerekli sartlardan biri de birbirlerini yipratmamalaridir. Çünkü ömürlerinin sonuna kadar bir arada yasamak zorundadirlar. Birinin yipranmasiyla ailenin bütün yükü digerinin üzerine kalir. Önce sunu hatirlatayim ki, insanin ömrünün sonuna kadar en çok beraber oldugu, sirlarini verdigi kisi esidir. Esinin yipranmasi ve hastalanmasi bütün ailenin huzurunu bozar. En çok da kendisi tedirgin olur. Yipranan esin huzursuzlugu daha çok, digerini huzursuz ve tedirgin eder. Insanlar fitratlari geregi kendilerine ait olan her seyi çok dikkatli kullanir, eskiyip yipranmamasina özen gösterirler. Fakat ne gariptir ki, bir yastiga bas koydugu hayat arkadasina daha çok özen göstermesi gerektigi halde, onu hiç önemsemez, üzer ve gereksiz yere yorar, hastalanmasina sebep olur. Bundan sonra da birçok masraflar yaparak ve zahmetlere katlanarak, onun tedavisine kosar. Halbuki esler daha önceden dikkatli olsalar, hayatlarini ve aile düzenlerini iyi ayarlasalar bu zahmetleri çekmeden ömürlerinin sonuna kadar huzur içinde mutlu yasarlar. Bunun içinde esler birbirlerini yipratmamak için sunlara riayet etmeliler: a) Birbirlerinin kiymetini bilmeliler; Evlenirken Allah herkesi kiymetini bilene düsürsün. Allah'in yarattigi varliklarin içinde en kiymetlisi insandir. Nitekim Rabb'imiz, "Ademogullarini (insanlar) en üstün ve en serefli kildik." (Isra, 70) buyurur. Yaratilista bu kadar serefli olan insan, çogu zaman ya kendi kendinin kiymetini bilmez, hayatini bos yere heder eder, ya da kiymetini bilmeyenin yanina düser hayati zehir olur. Her iki durumda da mutsuz olur. Çogu zamanlarda bu mutsuzlugun kurbani kadin olur. Horlanir, hakarete ugrar, zulüm görür. Bunun da sebebi, kadinlarin genellikle bilgisiz olusu, hakkini arayamayisi, zayif olusu, birçok yer kadina baskinin gelenek haline gelmis olusu vs. dir. Bütün bunlar kiymeti bilinmeyen kadinin çabuk yipranmasina sebep olur. Bunun da neticesi hem kendisinin hem de kocasinin mutsuz olmasidir. Mutsuz bir hayat süren veya sürmesine sebep olan bir insan, hem aile fertleri tarafindan sevilmez ve hem de ahiret azabina düçar olur. O halde esler birbirlerinin kiymetini çok iyi bilmelidir. b) Ayrica esler birbirlerini üzmemelidir. Zira üzüntü kadar insani yipratan hiç bir sey yoktur. Hele kadinlar üzüntüye hiç dayanamazlar. Hemen yikilir, hasta olurlar. Aileden birinin üzülmesi öbürlerini de huzursuz eder. Üzüntü birçok ruhsal hastaliklara yol açar. Bir çok fiziksel hastaliklar nükseder. Tedavisi güç durumlar olabilir. Ve hatta imani ve ahiret inanci zayif insanlardan bazen intiharlar bile meydana gelebilir. Evli çiftler bütün bunlari göz önüne alarak hiçbir seye üzülmemeliler, birbirlerini üzmemeye özen göstermeliler. Zaten dini inançlari kuvvetli olan ne bir seye üzülür, ne de karsisindakini üzer. Zaten imani kuvvetli olan ve Islam üzere yasama aski olan ne bir seye üzülür, ne de karsisindakini üzer. Çünkü Allah su ayetlerle üzülmeyi yasaklamistir: "Üzülme, çünkü Allah biziniledir." (Ali Imran, 139) Ancak mü'minin tek üzüntüsü olabilir o da Allah'a hakkiyla kul olamamaktir. c) Esler birbirlerini yormamali ve iliskilerinde birbirlerine karsi nazik olmalilar. Günlük islerinde de yorulmadan çalismaya alismalilar. Bu da isini severek, düzenli çalismakla olabilir. Asiri yorgunluk insani tez yipratir ve erken ihtiyarlatir. Esler mesul olduklari görevlerini severek ve isteyerek yapmalilar. Yaptiklari islerin hem dünyada ve hem de ahiretde kendilerinin saadetini saglayacagini düsünmeli ve zevkle yapmalidir. Böylece insan daha zinde kalir ve huzurlu otur. |